ŞUARÂ Suresi, 26-ŞUARÂ Suresi (Kur'an: Sure-26-Şairler)

26/ŞUARÂ-1: Tâ, Sîn, Mîm., 26/ŞUARÂ-2: Tilke âyâtul kitâbil mubîn(mubîni)., 26/ŞUARÂ-3: Lealleke bâhıun nefseke ellâ yekûnû mu’minîn(mu’minîne).
direction_left
direction_right
tr.islaminquran.com Android App
tr.islaminquran.com Android App

ŞUARÂ Suresi, 26-ŞUARÂ Suresi (Kur'an: Sure-26-Şairler)

Bismillâhirrahmânirrahîm

Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-1
26/ŞUARÂ-1: Tâ, Sin, Mim.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-2
26/ŞUARÂ-2: Bunlar, Kitab-ı Mübin’in âyetleri’dir.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-3
26/ŞUARÂ-3: Onlar mü’min olmuyorlar diye, neredeyse kendini helâk edeceksin.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-4
26/ŞUARÂ-4: Eğer dileseydik gökten onlara âyet indirirdik. Böylece onların boyunlarını gölgelerdi de (hükmü altına alırdı da) ona itaat ederlerdi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-5
26/ŞUARÂ-5: Ve Rahmân’dan hiçbir yeni zikir (emir) gelmez ki, ondan yüz çevirmiş olmasınlar.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-6
26/ŞUARÂ-6: Böylece onlar yalanladılar. Fakat alay etmiş oldukları şeyin haberleri onlara yakında gelecek.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-7
26/ŞUARÂ-7: Onlar yeryüzünü görmediler mi? Orada çeşit çeşit çiftlerin hepsinden, nicelerini (nice bitkiler) yetiştirdik.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-8
26/ŞUARÂ-8: Muhakkak ki bunda elbette âyet vardır. Ve (fakat) onların çoğu mü’min olmadılar.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-9
26/ŞUARÂ-9: Ve muhakkak ki senin Rabbin, elbette Azîz’dir (yüce), Rahîm’dir (Rahîm esmasıyla tecelli eden).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-10
26/ŞUARÂ-10: Ve Rabbin, Musa (A.S)’a zalimler kavmine gitmesi (için) nida etmişti.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-11
26/ŞUARÂ-11: Firavun kavmi (hâlâ) takva sahibi olmuyorlar mı?
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-12
26/ŞUARÂ-12: (Musa A.S): “Rabbim, muhakkak ki ben, beni tekzip etmelerinden (yalanlamalarından) korkuyorum.” dedi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-13
26/ŞUARÂ-13: Ve göğsüm daralıyor ve dilim dönmüyor. Bunun için Harun’a gönder.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-14
26/ŞUARÂ-14: Ve onlara göre ben, günahkârım. Bu yüzden beni öldürmelerinden korkuyorum.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-15
26/ŞUARÂ-15: (Allahû Tealâ): “Hayır, haydi âyetlerimizle (ikiniz birden) gidin! Muhakkak ki Biz, sizinle beraber işitenleriz.” dedi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-16
26/ŞUARÂ-16: Haydi, firavuna (ikiniz) gidin ve böylece ona: “Muhakkak ki biz, âlemlerin Rabbinin resûlleriyiz.” deyin.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-17
26/ŞUARÂ-17: Benî İsrail’i (İsrailoğulları’nı) bizimle beraber gönder!
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-18
26/ŞUARÂ-18: “Seni biz çocukken, içimizde himaye edip yetiştirmedik mi? Ve ömrünün birçok yılında içimizde kalmadın mı?” dedi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-19
26/ŞUARÂ-19: Ve sen, yapacağın işi yaptın (cinayet işledin). Ve sen, kâfirlerdensin.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-20
26/ŞUARÂ-20: Musa (A.S): “Onu yaptığım zaman ben, dalâlette olanlardandım.” dedi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-21
26/ŞUARÂ-21: O zaman sizden korktuğumdan dolayı kaçtım. Fakat Rabbim, bana hikmet bağışladı. Ve beni, mürselinlerden (gönderilen elçilerden) kıldı.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-22
26/ŞUARÂ-22: Ve bu bana lütufta bulunduğun ni’met, Benî İsrail’i (İsrailoğulları’nı) senin köle yapmandır.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-23
26/ŞUARÂ-23: (Firavun): “Âlemlerin Rabbi nedir (ne demektir)?” dedi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-24
26/ŞUARÂ-24: (Musa A.S): “Eğer yakîn (hasıl ederek) inananlarsanız; (O), göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir.” dedi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-25
26/ŞUARÂ-25: (Firavun) etrafındakilere: “İşitmiyor musunuz?” dedi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-26
26/ŞUARÂ-26: (Musa A.S): “Sizin ve sizden evvelki atalarınızın da Rabbidir.” dedi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-27
26/ŞUARÂ-27: (Firavun): “Muhakkak ki size gönderilmiş olan resûlünüz mutlaka mecnundur (delidir).” dedi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-28
26/ŞUARÂ-28: (Musa A.S): “Eğer akletmiş olsanız, şarkın ve garbın (doğunun ve batının) ve ikisi arasındakilerin de Rabbidir.” dedi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-29
26/ŞUARÂ-29: (Firavun): “Eğer gerçekten benden başka bir ilâh edinirsen, seni mutlaka zindana atılanlardan kılarım.”
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-30
26/ŞUARÂ-30: (Musa A.S): “Sana apaçık bir şey getirsem de mi?” dedi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-31
26/ŞUARÂ-31: (Firavun): “Öyleyse sen, sadıklardan (doğru söyleyenlerden) isen, onu getir.” dedi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-32
26/ŞUARÂ-32: Bunun üzerine Musa (A.S) asasını attı. O zaman o, apaçık (gerçek) bir yılan oldu.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-33
26/ŞUARÂ-33: Ve elini çıkardı. İşte o zaman onu seyredenler için o, bembeyaz (nurlu) oldu.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-34
26/ŞUARÂ-34: (Firavun), etrafındaki ileri gelenlere: “Muhakkak ki bu, gerçekten bilgin bir sihirbazdır.” dedi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-35
26/ŞUARÂ-35: Sizi sihri ile yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Bu taktirde ne emredersiniz?
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-36
26/ŞUARÂ-36: “Onu ve kardeşini beklet. Ve şehirlere toplayıcılar gönder!” dediler.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-37
26/ŞUARÂ-37: Bilgin (alîm) sihirbazların hepsini sana getirsinler.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-38
26/ŞUARÂ-38: Böylece sihirbazlar, bilinen bir günün belli bir vaktinde biraraya getirildiler.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-39
26/ŞUARÂ-39: Ve insanlara: “Siz toplandınız mı?” denildi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-40
26/ŞUARÂ-40: Eğer onlar gâlip gelirlerse o zaman biz, sihirbazlara tâbî oluruz.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-41
26/ŞUARÂ-41: Sihirbazlar, firavuna geldikleri zaman: “Eğer biz gâlip gelirsek, gerçekten bize mutlaka bir ecir (mükâfat) var mı?” dediler.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-42
26/ŞUARÂ-42: (Firavun): “Evet, muhakkak ki siz o zaman, (bana) yakınlardan olacaksınız.” dedi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-43
26/ŞUARÂ-43: (Musa (A.S) onlara): “Atacağınız şeyi atın.” dedi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-44
26/ŞUARÂ-44: Böylece iplerini ve asalarını attılar. Ve “Firavunun izzeti için muhakkak ki gâlip gelenler elbette bizleriz.” dediler.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-45
26/ŞUARÂ-45: Sonra Musa (A.S) asasını attı. İşte o zaman, o (Musa (A.S)’ın asası) onların uydurdukları şeyleri yutuyordu.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-46
26/ŞUARÂ-46: Sihirbazlar hemen secde ederek yere kapandılar.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-47
26/ŞUARÂ-47: “Âlemlerin Rabbine îmân ettik.” dediler.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-48
26/ŞUARÂ-48: Musa (A.S) ve Harun (A.S)’ın Rabbine (îmân ettik).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-49
26/ŞUARÂ-49: (Firavun): “Benim size izin vermemden evvel, siz O’na îmân ettiniz. Muhakkak ki O, size sihri öğreten büyüğünüz (ustanız). Artık yakında elbette bileceksiniz. Ellerinizi ve ayaklarınızı mutlaka çaprazlama kestireceğim. Ve sizin hepinizi mutlaka astıracağım.” dedi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-50
26/ŞUARÂ-50: “Önemli değil. Muhakkak ki biz, Rabbimize dönücüleriz (dönecek olanlarız).” dediler.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-51
26/ŞUARÂ-51: Muhakkak ki biz, mü’minlerin ilki olduk diye Rabbimizin, hatalarımızı mağfiret etmesini umuyoruz (istiyoruz).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-52
26/ŞUARÂ-52: Ve Musa (A.S)’a “Kullarım ile gece yola çık. Muhakkak ki siz, takip edilecek olanlarsınız.” diye vahyettik.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-53
26/ŞUARÂ-53: Bunun üzerine firavun, şehirlere toplayıcılar gönderdi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-54
26/ŞUARÂ-54: Ve muhakkak ki bunlar, gerçekten (sayıları) az olan küçük bir grup.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-55
26/ŞUARÂ-55: Ve muhakkak ki onlar, gerçekten bizi çok öfkelendiren (bize karşı çok öfke duyan) (bir toplum).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-56
26/ŞUARÂ-56: Ve muhakkak ki biz, gerçekten sakınılan (korkulan) bir topluluğuz.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-57
26/ŞUARÂ-57: Böylece Biz, onları (firavun ve kavmini) bahçelerden ve pınarlardan çıkardık.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-58
26/ŞUARÂ-58: Ve hazinelerden ve kerim (ikram edilmiş, yüksek) makamlardan (çıkardık).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-59
26/ŞUARÂ-59: İşte böylece onlara (onların ülkesine), İsrailoğulları’nı varis kıldık.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-60
26/ŞUARÂ-60: Böylece doğuya doğru (Kızıldeniz’e doğru), onların peşine düştüler.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-61
26/ŞUARÂ-61: İki topluluk birbirini gördüğü zaman, Musa (A.S)’ın ashabı, “Gerçekten bize yetiştiler.” dediler.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-62
26/ŞUARÂ-62: (Musa A.S): “Hayır, muhakkak ki Rabbim benimle beraber, O, beni hidayete (kurtuluşa) ulaştıracaktır.” dedi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-63
26/ŞUARÂ-63: O zaman Musa (A.S)’a: “Asanı denize vur.” diye vahyettik. Hemen deniz infilâk etti (patlayarak yarıldı ve ikiye ayrıldı). Böylece her parça büyük ve yüksek dağ gibi oldu.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-64
26/ŞUARÂ-64: Ve diğerlerini (de) oraya yaklaştırdık.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-65
26/ŞUARÂ-65: Ve Musa (A.S)’ı ve onunla beraber olanların hepsini kurtardık.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-66
26/ŞUARÂ-66: Sonra diğerlerini (denizde) boğduk.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-67
26/ŞUARÂ-67: Muhakkak ki bunda gerçekten âyet (ibret) vardır. (Fakat) onların çoğu mü’min olmadılar.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-68
26/ŞUARÂ-68: Ve muhakkak ki senin Rabbin, işte O, elbette Azîz’dir (yüce), Rahîm’dir (Rahîm esmasıyla tecelli eden).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-69
26/ŞUARÂ-69: Ve onlara İbrâhîm (A.S)’ın haberini tilâvet et (oku)!
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-70
26/ŞUARÂ-70: Babasına ve onun kavmine: “Taptığınız şey nedir?” demişti.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-71
26/ŞUARÂ-71: “Biz putlara tapıyoruz. Böylece onlara devamlı ibadet edeceğiz.” dediler.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-72
26/ŞUARÂ-72: (İbrâhîm A.S): “Dua ettiğiniz zaman sizi işitiyorlar mı?” dedi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-73
26/ŞUARÂ-73: Yoksa size fayda veya zarar veriyorlar mı?
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-74
26/ŞUARÂ-74: “Hayır, babalarımızı böyle yapıyor (ibadet ediyor) bulduk.” dediler.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-75
26/ŞUARÂ-75: (İbrâhîm A.S): “Öyleyse taptığınız şeylerin ne olduğunu gördünüz mü?” dedi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-76
26/ŞUARÂ-76: Siz ve sizin, geçmişteki babalarınızın (taptığı şeyleri).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-77
26/ŞUARÂ-77: Muhakkak ki onlar, benim için düşmandır ama âlemlerin Rabbi hariç.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-78
26/ŞUARÂ-78: Beni yaratan da hidayete erdiren de O’dur.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-79
26/ŞUARÂ-79: Ve beni yediren ve içiren, O’dur.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-80
26/ŞUARÂ-80: Ve hastalandığım zaman bana şifa veren, O’dur.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-81
26/ŞUARÂ-81: Ve beni öldürecek, sonra (da) beni diriltecek olan, O’dur.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-82
26/ŞUARÂ-82: Ve dîn günü, benim hatalarımı mağfiret etmesini umduğum da O’dur.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-83
26/ŞUARÂ-83: Rabbim bana hikmet bağışla ve beni salihlere dahil et.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-84
26/ŞUARÂ-84: Ve beni, sonrakilerin lisanlarında sadık kıl (sonraki nesiller arasında benim anılmamı sağla).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-85
26/ŞUARÂ-85: Ve beni, ni’metlendirilmiş cennetlerinin varislerinden kıl.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-86
26/ŞUARÂ-86: Ve babamı mağfiret et, muhakkak ki o dalâlette kalanlardan oldu.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-87
26/ŞUARÂ-87: Ve beas günü (yeniden dirilme günü, kıyâmet günü) beni mahzun etme.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-88
26/ŞUARÂ-88: Çocukların ve malın fayda vermediği gün (beni utandırma).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-89
26/ŞUARÂ-89: Allah’a selîm (selâmete ermiş) kalple gelenler hariç.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-90
26/ŞUARÂ-90: Ve cennet, takva sahiplerine yaklaştırıldı.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-91
26/ŞUARÂ-91: Ve cehennem azgınlara (azgınlar için) bariz olarak gösterildi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-92
26/ŞUARÂ-92: Ve onlara: “Tapmakta olduğunuz şeyler nerede?” denildi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-93
26/ŞUARÂ-93: Allah’tan başka (ilâhlarınız) size yardım ediyorlar mı (edebiliyorlar mı) veya kendilerine yardım edebiliyorlar mı?
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-94
26/ŞUARÂ-94: Onlar (putperestler) ve azgınlar, oraya (cehenneme) yüzüstü (burunları yere sürtünerek) atılırlar.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-95
26/ŞUARÂ-95: Ve iblisin ordularının hepsi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-96
26/ŞUARÂ-96: Onlar (taptıkları şeyler ve onlara tapanlar) orada hasım olarak (düşmanca çekişerek) dediler ki…
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-97
26/ŞUARÂ-97: Allah’a yemin olsun ki, biz mutlaka apaçık bir dalâlet içindeydik.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-98
26/ŞUARÂ-98: Âlemlerin Rabbi ile sizi (putları) bir tutuyorduk.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-99
26/ŞUARÂ-99: Ve bizi mücrimlerden (hidayete mani olanlardan) başkası dalâlette bırakmadı.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-100
26/ŞUARÂ-100: Artık bizim için bir şefaatçi yoktur.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-101
26/ŞUARÂ-101: Ve (bizim için) sadık bir dost yoktur.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-102
26/ŞUARÂ-102: Bizim için keşke bir kere daha (dünyaya dönüş) olsaydı, o zaman biz mü’minlerden olurduk.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-103
26/ŞUARÂ-103: Muhakkak ki bunda elbette bir âyet (ibret) vardır. Fakat onların çoğu (buna rağmen) mü’min olmadılar.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-104
26/ŞUARÂ-104: Ve muhakkak ki senin Rabbin, O, Azîz’dir (yüce), Rahîm’dir (Rahîm esmasıyla tecelli eden).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-105
26/ŞUARÂ-105: Nuh’un kavmi, mürselinleri (resûlleri) tekzip ettiler (yalanladılar).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-106
26/ŞUARÂ-106: Onların kardeşi Nuh (A.S) onlara: “Takva sahibi olmuyor musunuz?” demişti.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-107
26/ŞUARÂ-107: Muhakkak ki ben, sizin için emin bir resûlüm.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-108
26/ŞUARÂ-108: Öyleyse Allah’a karşı takva sahibi olun (Allah’a ulaşmayı dileyin). Ve bana itaat edin.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-109
26/ŞUARÂ-109: Ve ona (tebliğe) karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim sadece âlemlerin Rabbine aittir.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-110
26/ŞUARÂ-110: Öyleyse Allah’a karşı takva sahibi olun (Allah’a ulaşmayı dileyin). Ve bana itaat edin.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-111
26/ŞUARÂ-111: “Sana en basit insanlar tâbî olduğuna göre, biz (de) mi sana inanalım?” dediler.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-112
26/ŞUARÂ-112: “Onların yapmış oldukları şey hakkında benim ilmim (bilgim) yoktur.” dedi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-113
26/ŞUARÂ-113: Onların hesabı, sadece Rabbime aittir, keşke farkında olsanız.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-114
26/ŞUARÂ-114: Ve ben mü’minleri tardedici (kovacak) değilim.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-115
26/ŞUARÂ-115: Ben sadece apaçık bir nezirim (uyarıcıyım).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-116
26/ŞUARÂ-116: Dediler ki: “Ey Nuh! Eğer sen, gerçekten (bizi uyarmaktan) vazgeçmezsen, sen mutlaka taşlananlardan olacaksın.”
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-117
26/ŞUARÂ-117: Nuh (A.S): “Rabbim, muhakkak ki kavmim beni tekzip etti (yalanladı).” dedi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-118
26/ŞUARÂ-118: Bu durumda benimle onların arasını öyle bir açışla aç ki (ve böylece) beni ve mü’minlerden benimle beraber olanları kurtar.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-119
26/ŞUARÂ-119: Böylece onu ve onunla beraber olanları, dolu bir gemi içinde kurtardık.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-120
26/ŞUARÂ-120: Sonra Biz, (onların) arkasında kalanları (gemiye binmeyenleri) boğduk.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-121
26/ŞUARÂ-121: Muhakkak ki bunda mutlaka bir âyet (ibret) vardır. Ve onların çoğu mü’min olmadılar (Allah’a ulaşmayı dilemediler).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-122
26/ŞUARÂ-122: Ve muhakkak ki senin Rabbin, elbette O, Azîz’dir (yüce), Rahîm’dir (Rahîm esmasıyla tecelli eden).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-123
26/ŞUARÂ-123: Ad kavmi, mürselini (gönderilen resûlleri) tekzip etti (yalanladı).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-124
26/ŞUARÂ-124: Onların kardeşi Hud (A.S) onlara: “Siz takva sahibi olmayacak mısınız (Allah’a ulaşmayı dilemeyecek misiniz)?” demişti.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-125
26/ŞUARÂ-125: Muhakkak ki ben, sizin için emin bir resûlüm.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-126
26/ŞUARÂ-126: Öyleyse Allah’a karşı takva sahibi olun (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve bana itaat edin (bana tâbî olun).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-127
26/ŞUARÂ-127: Ve ona (tebliğime) karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim sadece âlemlerin Rabbine aittir.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-128
26/ŞUARÂ-128: Bütün yüksek tepelere, âyet (eserler) bina ederek abesle mi iştigal (boşuna mı uğraşıyorsunuz) ediyorsunuz?
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-129
26/ŞUARÂ-129: Ve (bu dünyada) ebedî kalacağınızı umarak, yapıtlar ediniyorsunuz.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-130
26/ŞUARÂ-130: Ve yakaladığınız zaman cebirle (zorbalıkla) yakaladınız (zulmettiniz).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-131
26/ŞUARÂ-131: Öyleyse Allah’a karşı takva sahibi olun (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve bana itaat edin (bana tâbî olun).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-132
26/ŞUARÂ-132: Ve bildiğiniz (sizlere öğrettiği) şeylerle size yardım eden (Allah’a) karşı takva sahibi olun (Allah’a ulaşmayı dileyin).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-133
26/ŞUARÂ-133: Size hayvanlar ve oğullarla yardım etti.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-134
26/ŞUARÂ-134: Ve bahçelerle ve pınarlarla…
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-135
26/ŞUARÂ-135: Muhakkak ki ben, azîm günün (kıyâmet gününün) azabının sizin üzerinize olmasından korkarım.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-136
26/ŞUARÂ-136: “Sen, bize vaazetsen de veya vaazedenlerden olmasan da bizim için eşittir.” dediler.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-137
26/ŞUARÂ-137: Bu ancak evvelkilerin hulûkundan (yaratmalarından, uydurmalarından) başka bir şey değildir.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-138
26/ŞUARÂ-138: Ve biz azaplandırılacak değiliz.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-139
26/ŞUARÂ-139: Böylece onu tekzip ettiler (yalanladılar). Biz de bu sebeple onları helâk ettik. Muhakkak ki bunda mutlaka bir âyet (ibret) vardır. Ve onların çoğu, mü’min olmadılar (Allah’a ulaşmayı dilemediler).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-140
26/ŞUARÂ-140: Ve muhakkak ki senin Rabbin, elbette O, Azîz’dir (yüce), Rahîm’dir (Rahîm esmasıyla tecelli eden).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-141
26/ŞUARÂ-141: Semud (kavmi) de mürselini (resûlleri) tekzip etti (yalanladı).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-142
26/ŞUARÂ-142: Onların kardeşi Salih (A.S) da onlara: “Siz takva sahibi olmayacak mısınız (Allah’a ulaşmayı dilemeyecek misiniz)?” demişti.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-143
26/ŞUARÂ-143: Muhakkak ki ben, sizin için emin bir resûlüm.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-144
26/ŞUARÂ-144: Öyleyse Allah’a karşı takva sahibi olun (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve bana itaat edin (bana tâbî olun).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-145
26/ŞUARÂ-145: Ve ona (tebliğime) karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim sadece âlemlerin Rabbine aittir.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-146
26/ŞUARÂ-146: Siz, burada bulunduğunuz yerde emin olarak bırakılacak mısınız?
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-147
26/ŞUARÂ-147: Bahçelerde ve pınarlarda…
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-148
26/ŞUARÂ-148: Ve ekinler, çiçekleri açılmış hurmalıklar…
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-149
26/ŞUARÂ-149: Ve dağlardan maharetle evler oyuyorsunuz (yontuyorsunuz).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-150
26/ŞUARÂ-150: Öyleyse Allah’a karşı takva sahibi olun (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve bana itaat edin (bana tâbî olun).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-151
26/ŞUARÂ-151: Ve müsriflerin (haddi aşanların) emrine itaat etmeyin.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-152
26/ŞUARÂ-152: Onlar (müsrifler), yeryüzünde fesat çıkarırlar ve ıslâh etmezler.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-153
26/ŞUARÂ-153: “Sen, sadece büyülenenlerdensin.” dediler.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-154
26/ŞUARÂ-154: Sen, bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Öyleyse eğer sen, sadıklardan isen bize bir âyet (mucize) getir.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-155
26/ŞUARÂ-155: (Salih A.S): “İşte bu dişi deve. Su içme hakkı onun. Bilinen (belirlenen) gün(ler)de de su içme hakkı sizin.” dedi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-156
26/ŞUARÂ-156: Ve ona kötülükle dokunmayın. (Dokunursanız) o zaman büyük günün azabı sizi alır (yakalar).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-157
26/ŞUARÂ-157: Buna rağmen onu kestiler. Sonra da pişman oldular.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-158
26/ŞUARÂ-158: Böylece onları azap aldı (yakaladı). Muhakkak ki bunda mutlaka bir âyet (ibret) vardır. Ve onların çoğu mü’min olmadılar (Allah’a ulaşmayı dilemediler).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-159
26/ŞUARÂ-159: Ve muhakkak ki senin Rabbin, elbette O, Azîz’dir (yüce), Rahîm’dir (Rahîm esmasıyla tecelli eden).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-160
26/ŞUARÂ-160: Lut (A.S)’ın kavmi (de) mürselini (resûlleri) tekzip etti (yalanladı).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-161
26/ŞUARÂ-161: Onların kardeşi Lut (A.S) da onlara: “Siz takva sahibi olmayacak mısınız (Allah’a ulaşmayı dilemeyecek misiniz)?” demişti.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-162
26/ŞUARÂ-162: Muhakkak ki ben, sizin için emin bir resûlüm.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-163
26/ŞUARÂ-163: Öyleyse Allah’a karşı takva sahibi olun (Allah’a ulaşmayı dileyin). Ve bana itaat edin (bana tâbî olun).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-164
26/ŞUARÂ-164: Ve ona (tebliğime) karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim sadece âlemlerin Rabbine aittir.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-165
26/ŞUARÂ-165: Siz âlemlerden (insanlardan) erkeklere mi gidiyorsunuz (yaklaşıyorsunuz)?
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-166
26/ŞUARÂ-166: Ve Rabbinizin sizin için yarattığı zevcelerinizi (eşleriniz olan kadınlarınızı) bırakıyorsunuz. Hayır, siz azgın (haddi aşan) bir kavimsiniz.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-167
26/ŞUARÂ-167: “Ey Lut! Eğer gerçekten sen, (bizi uyarmaktan) vazgeçmezsen, sen mutlaka (yurdundan) ihraç edilenlerden (çıkarılanlardan, kovulanlardan) olacaksın.” dediler.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-168
26/ŞUARÂ-168: “Muhakkak ki ben, sizin amellerinize şiddetle buğzedenlerdenim (kızanlardan, tiksinenlerdenim).” dedi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-169
26/ŞUARÂ-169: Rabbim, beni ve ehlimi (ailemi ve bana tâbî olanları), onların yaptıklarından kurtar.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-170
26/ŞUARÂ-170: Bunun üzerine Biz de onu ve ehlini (ailesini ve ona tâbî olanları), hepsini kurtardık.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-171
26/ŞUARÂ-171: Geride kalanların içinde bir ihtiyar kadın (Lut (A.S)’ın hanımı) hariç.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-172
26/ŞUARÂ-172: Sonra diğerlerini dumura uğrattık (nesillerini sona erdirdik).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-173
26/ŞUARÂ-173: Ve onların üzerine yağmur yağdırdık. İşte bu uyarılanların yağmuru, çok kötü idi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-174
26/ŞUARÂ-174: Muhakkak ki bunda mutlaka bir âyet (ibret) vardır. Ve onların çoğu mü’min olmadılar (Allah’a ulaşmayı dilemediler).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-175
26/ŞUARÂ-175: Ve muhakkak ki senin Rabbin, elbette O, Azîz’dir (yüce) Rahîm’dir (Rahîm esmasıyla tecelli eden).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-176
26/ŞUARÂ-176: Eyke halkı (da) mürselini (resûlleri) tekzip etti (yalanladı).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-177
26/ŞUARÂ-177: Şuayb (A.S) onlara: “Siz takva sahibi olmayacak mısınız (Allah’a ulaşmayı dilemeyecek misiniz)?” demişti.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-178
26/ŞUARÂ-178: Muhakkak ki ben, sizin için emin bir resûlüm.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-179
26/ŞUARÂ-179: Öyleyse Allah’a karşı takva sahibi olun (Allah’a ulaşmayı dileyin). Ve bana itaat edin (bana tâbî olun).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-180
26/ŞUARÂ-180: Ve ona (tebliğime) karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim sadece âlemlerin Rabbine aittir.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-181
26/ŞUARÂ-181: Ölçüyü ifa edin (mizanınızı eksiye düşürmeyin). Ve muhsirinden (nefslerini hüsrana düşürenlerden, kaybettiği dereceler kazandığı derecelerden fazla olanlardan) olmayın.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-182
26/ŞUARÂ-182: İstikamet üzere olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) kıstası (ölçüsü) ile (kaybettiğiniz derecelerden daha fazla derece kazanın) tartın.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-183
26/ŞUARÂ-183: İnsanların şeylerinden kısmayın (Allah’a ulaşmayı dilemelerine mani olarak, kazandıkları derecelerin, kaybettiği derecelerden az olmasına sebebiyet vermeyin). Ve (buna sebep olarak) yeryüzünde fesat çıkararak bozgunculuk yapmayın.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-184
26/ŞUARÂ-184: Ve sizi ve evvelki toplumları yaratana karşı takva sahibi olun (Allah’a ulaşmayı dileyin).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-185
26/ŞUARÂ-185: “Sen sadece büyülenmişlerdensin.” dediler.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-186
26/ŞUARÂ-186: Ve sen, bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Ve biz, seni mutlaka yalancılardan zannediyoruz.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-187
26/ŞUARÂ-187: Öyleyse eğer sen, sadıklardan (doğru söyleyenlerden) isen üzerimize gökyüzünden bir parça düşür.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-188
26/ŞUARÂ-188: (Şuayb A.S): “Rabbim, sizin yaptıklarınızı çok iyi bilir.” dedi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-189
26/ŞUARÂ-189: Böylece onu tekzip ettiler (yalanladılar). Bunun üzerine, “gölge günün azabı” onları aldı (yakaladı). Muhakkak ki o, azîm günün (büyük bir günün) azabıydı.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-190
26/ŞUARÂ-190: Muhakkak ki bunda, mutlaka bir âyet (ibret) vardır. Ve onların çoğu, mü’min olmadılar (Allah’a ulaşmayı dilemediler).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-191
26/ŞUARÂ-191: Ve muhakkak ki senin Rabbin, elbette O, Azîz’dir (yüce), Rahîm’dir (Rahîm esmasıyla tecelli eden).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-192
26/ŞUARÂ-192: Ve muhakkak ki O (Kur’ân), gerçekten âlemlerin Rabbinden indirilmiştir.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-193
26/ŞUARÂ-193: O’nu, Ruh’ûl Emin (Cebrail A.S) indirdi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-194
26/ŞUARÂ-194: Nezirlerden (uyaranlardan) olman için senin kalbine.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-195
26/ŞUARÂ-195: Apaçık bir Arap lisanı ile.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-196
26/ŞUARÂ-196: Ve muhakkak ki O, evvelkilerin (kitaplarının) sayfalarında mutlaka vardır.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-197
26/ŞUARÂ-197: Ve Benî İsrail’in ulemasının (âlimlerinin) O’nu bilmesi, onlar için bir delil olmadı mı?
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-198
26/ŞUARÂ-198: Ve eğer Biz, O’nu bir kısım a’cemine (Arap olmayan bir gruba) indirseydik.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-199
26/ŞUARÂ-199: Böylece onlara, O’nu okusaydı (gene de) O’na îmân etmezlerdi (mü’min olmazlar, Allah’a ulaşmayı dilemezlerdi).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-200
26/ŞUARÂ-200: Biz O’nu, mücrimlerin kalplerine işte böyle soktuk (işledik).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-201
26/ŞUARÂ-201: Onlar elîm azabı görmedikçe O’na îmân etmezler (mü’min olmazlar, Allah’a ulaşmayı dilemezlerdi).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-202
26/ŞUARÂ-202: Böylece o (azap), onlara ansızın gelir ve onlar farkında olmazlar.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-203
26/ŞUARÂ-203: “O zaman biz, bekletilenler (mühlet verilenler) olur muyuz?” dediler.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-204
26/ŞUARÂ-204: Yoksa onlar azabımızı acele mi istiyorlar?
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-205
26/ŞUARÂ-205: İşte gördün mü? Onları senelerce metalandırsak bile.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-206
26/ŞUARÂ-206: Sonra vaadolundukları şey (azap) onlara geldi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-207
26/ŞUARÂ-207: Onların metalandırıldıkları şeyler, onlara fayda vermez (onları müstağni kılmaz).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-208
26/ŞUARÂ-208: Ve hiçbir kasabayı, nezirler olmadıkça (ona nezirler göndermedikçe) helâk etmedik.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-209
26/ŞUARÂ-209: Hatırla ki Biz, zalimler (zulmedenler) olmadık.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-210
26/ŞUARÂ-210: Ve O’nu (Kur’ân’ı), şeytanlar indirmedi.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-211
26/ŞUARÂ-211: Ve (bu), onlara yakışmaz (onların harcı değildir) ve onlar, (buna) muktedir olamazlar.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-212
26/ŞUARÂ-212: Muhakkak ki onlar, (vahyi) işitmekten kesin olarak azledilmiş (men edilmiş) olanlardır.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-213
26/ŞUARÂ-213: Öyleyse Allah ile beraber diğer bir ilâha dua etme. O taktirde azap edilenlerden olursun.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-214
26/ŞUARÂ-214: Ve en yakının olan aşiretini uyar.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-215
26/ŞUARÂ-215: Ve mü’minlerden, sana tâbî olan kimselere kanatlarını ger.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-216
26/ŞUARÂ-216: Eğer onlar, sana asi olurlarsa (isyan ederlerse), o zaman: “Muhakkak ki ben, sizin yaptıklarınızdan uzağım.” de.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-217
26/ŞUARÂ-217: Ve Azîz (yüce) ve Rahîm olan (Rahîm esmasıyla tecelli eden) (Allah’a) tevekkül et (O’nu vekil et ve güven).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-218
26/ŞUARÂ-218: O, sen kıyam ettiğin zaman seni görür.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-219
26/ŞUARÂ-219: Ve secde edenler arasında senin dönmeni (de görür).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-220
26/ŞUARÂ-220: Muhakkak ki O; O, Sem’î’dir (en iyi işten) Alîm’dir (en iyi bilen).
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-221
26/ŞUARÂ-221: Şeytanlar kimlere iner size haber vereyim mi?
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-222
26/ŞUARÂ-222: (İftira eden) yalancı günahkârların hepsine inerler.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-223
26/ŞUARÂ-223: Onlar, (şeytanlara) kulak verirler (dinlerler) ve onların çoğu yalancıdırlar.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-224
26/ŞUARÂ-224: Ve (Allah’a karşı olan) şairler; onlara (sadece) azgınlar tâbî olurlar.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-225
26/ŞUARÂ-225: Bütün vadilerde onların (hayal peşinde) koştuklarını görmedin mi?
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-226
26/ŞUARÂ-226: Ve muhakkak ki onlar yapmadıkları şeyleri söylerler.
Kur'an Dinle: 26/ŞUARÂ-227
26/ŞUARÂ-227: Âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı dileyenler) ve amilüssalihat (nefs tezkiyesi) yapanlar ve Allah’ı çok zikredenler ve kendine zulüm yapıldıktan sonra (Allah tarafından) yardım edilenler hariç zulmedenler, yakında hangi dönüş yerine (cehenneme) döneceklerini (ulaştırılacaklarını) bilecekler.
Kur'ân dinlemeye başlamak için bir Hafız seçiniz.
Kur'ân-ı Kerim »
Sponsor Links: